biz cici bebe’nin yalnızlığa iyi gelen taraflarını da biliriz.

bir geceyarısı şiiri;
“boynunda barındır beni.”

hüzün;

birazdan bir keder çöreklenecek
içine. tarifsiz bir sessizlik kaplayacak içini. belki o halde dışarıyı izleyeceksin. daha doğrusu dışarısı geçecek gözlerinin içinden. bir mühlet böyle sürecek. sonra ufak bir irkilme yaşayacaksın. etrafında neler olup bittiğine anlam vereceksin.

seni düşününce,
içimden bir kentin gece yarıları geçiyor.

“ben bazı günler sızı olacağım sana. o vakit göğsünde uyut beni.” dedi adam. “sızına kurban olurum be!” dedi peşinden kadın.

“be” derken
göğsünden bir kuş havalanıyor ya
ardında kalan boşluk işte;
hüzün.

kimisi özlediğini söyleyemez
açar bir türkü dinler.

senin hüznüne yamanmak isteyen kadını bırakma. uçurumda bir dalın gövdesine tutunamaya çalışan bir karınca gibi sarıl ona. de ki; al, yaşantım senindir.

bir kadını hüznüne yamayabiliyor musun. bence tüm mesele budur.

abi korkuyoruz
cidden korkuyoruz
mutlu olmaya korkuyoruz.
azıcık tebessüm edince çenesi sancıyan bin tane adam sayabilirim size.

biz biraz mutlu olsak
hemen bir kenara geçip bir içleniriz
dünyanın türlü hallerine.
şartlar eşitlensin diye.

bizi yalnız bıraktılar hep
bizim ipimizle kuyuya inilmez.

kederlenirim,
alır seni kedere yamarım.

“bir kadının göğsünde sızı olmak” nasıl bir cümledir abi. nasıl bir yürek sancısıdır. ölsen geçmez.

“sen benim hayatımın en büyük yanılgısı oldun” dedi bana. bir şehrin altında kaldım. üzerimden milyon tane insan geçti sandım. keder yetmedi birde “ah” aldım. bir kadının dilindeki son “ah” kaldım.